Ergün KIŞ: “Üreticiler önümüzdeki 5 yılda üretimin artacağına emin”

  • 06 Mayıs 2015
  • 1.097 kez görüntülendi.
Ergün KIŞ: “Üreticiler önümüzdeki 5 yılda üretimin artacağına emin”

KPMG’nin araştırması sonuçlandı. Veriler pozitif, ama vergilendirme hala bir sorun.

Sanayi ve İç Pazarın Dengelenmesi Türkiye Otomotiv Sektörünü İleriye Taşıyacak
KPMG Türkiye’nin bu yıl 3. kez hazırladığı ve ana teması Türkiye otomotiv sektörünün stratejik yatırım hedefleri olan “KPMG Türkiye 2015 Otomotiv Yöneticileri Araştırması”na göre, Türkiye otomotiv sektöründe hâlihazırda var olan üreticiler yatırımlarını artırmaya devam ediyor. Ancak bir sonraki aşamaya geçebilmek ve üretimdeki katma değeri artırmak için yeni stratejik yatırımları hedeflemek gerekiyor. Bunun için de iç pazarın büyümesi şart. Sanayi ve iç pazar dengesi, ülkenin dış ticaret dengeleri de dikkate alınarak iyi bir şekilde oturtulursa, Türkiye otomotiv sektörünün önü açık görünüyor.

KPMG Türkiye Otomotiv Sektörü Lideri ve Denetim Bölümü Şirket Ortağı Ergün Kış liderliğinde KPMG Türkiye tarafından bu yıl üçüncüsü hazırlanan “KPMG Türkiye 2015 Otomotiv Yöneticileri Araştırması”, otomotiv sektörü yöneticilerinin önümüzdeki 5 yıla yönelik beklentilerini ve görüşlerini kapsıyor. 2014 yılının gelişmeleri ışığında, yani Türkiye otomotiv sanayisinin %4’lük bir büyüme ve pazarının %10’luk bir küçülme yaşadığı bir ortamda hazırlanan ve 2019 yılına kadar yöneticilerin öngörülerini değerlendiren araştırmanın bu seneki ana teması, Türkiye otomotiv sektörünün stratejik yatırım hedefleri.

İç Pazarın Büyümesi Yeni Stratejik Yatırımlar için En Önemli Teşvik

“KPMG Türkiye 2015 Otomotiv Yöneticileri Araştırması” katılımcıların sanayi ile pazar arasında daha net ve doğrudan bir bağlantı kurduğunu gösteriyor. Sanayinin istenen yüksek seviyelere ulaşmasında önemli bir koşul olan iç pazarın büyümesinin sektör açısından önemine vurgu yapılıyor. Araştırma sonuçları otomotiv yöneticilerinin Türkiye otomotiv sektörüne, önümüzdeki 5 yıl içinde yeni yatırım yapılması beklentisinin hala olumlu olduğunu ancak azaldığını ortaya koyarken, bu durumun sebepleri arasında iç pazarın yeterli seviyede olmaması ilk sıraya yerleşiyor. 2013 yılında Türkiye’ye 5 yıl içinde yeni bir yatırım gelmesini beklediğini bildiren sektör yöneticilerinin oranı %61 iken bu oranın “KPMG Türkiye 2015 Otomotiv Yöneticileri Araştırması” sonuçlarına göre %55’e gerilediği görülüyor.

Sanayi ve iç pazar dengesi, ülkenin dış ticaret dengeleri de dikkate alınarak iyi bir şekilde oturtulursa, Türkiye otomotiv sektörünün önünün açık olacağını dile getiren Ergün Kış konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Türkiye’de halihazırda yatırım yapmış olan üreticiler, yatırımlarını artırıyorlar. Ancak yeni otomotiv üreticilerinin gelmesi veya yeni stratejik yatırımların değerlendirilmesi gerekiyor. Bu devamlılığı sağlayabilmek için Türkiye’nin, yatırımcıların engel olarak değerlendirdiği konuları ele alması gerekiyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesi sadece teşvikle sınırlı kalmamalı. Bunun dışında vergi kanunlarından hukuki düzenlemelere, lojistik ve altyapıdan rekabet kurallarına kadar birçok unsuru barındırıyor. Geçen sene Türkiye’ye yeni yatırım gelmesinin önündeki en önemli engel olarak büyük rakip ülkelerin gücü belirtilmişti ancak bu yıl iç pazarın yetersiz oluşu kayda değer bir artışla birinci sıraya yerleşti. Geçen yıl araştırmaya katılan otomotiv üreticilerine göre iç pazarın yetersizliği her 3 kişiden 1 kişi tarafından en önemli engel olarak belirtilirken bu sene neredeyse tüm katılımcıların (%93) konu ile ilgili hemfikir oldukları görülüyor” dedi.

Ergün Kış - KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri_ (3)_
Türkiye’deki Otomotiv Pazarı Önümüzdeki 5 Yılda Büyüyecek

“KPMG Türkiye 2015 Otomotiv Yöneticileri Araştırması” sektör yöneticilerinin otomotiv pazarının büyümesinde etkili faktörler arasında önceliği vergi yükünün azaltılmasına verdiklerini gösteriyor.

2013 yılı sonuçlarında üst seviyelerde olan otomotiv satış vergilerinin katılımcıların %32’si tarafından bu yıl ilk sıraya yerleştirilmesi, gittikçe önemi artan bir konu olduğunu gözler önüne seriliyor. Vergi yükünün azaltılmasının otomotiv sektörünün büyümesindeki önemine dikkat çeken Ergün Kış “2014 yılında Türkiye’deki otomotiv pazarının %10 küçülmesine rağmen gelecek beş yıl içinde büyümeye geçeceği beklentisi var. Yöneticilerin %88’lik bir kısmı pazarın büyüyeceğini öngörüyor ancak büyümenin yavaşlaması bekleniyor. Özellikle vergi kaynaklı zorluklar doğrultusunda büyüme beklentileri eskisi kadar iyimser değil. ÖTV, KDV gibi satışa bağlı vergilerin yüksekliğinin araç satış fiyatlarını artırıp satışları azalttığı, pazarı daralttığı bir gerçek. Sanayinin istenen seviyelere gelebilmesi için pazarın büyümesi önemli. Yüksek satış vergileri sektörün büyümesi için dikkate alınması gereken bir konu olarak karşımızda duruyor. Burada sanayi ve iç pazar arasında bir dengenin sağlanması gerekiyor. Bu denge kurulduğu zaman Türkiye otomotiv sektörünün önü açık görünüyor” dedi.

“KPMG Türkiye 2015 Otomotiv Yöneticileri Araştırması” sonuçlarına göre otomotiv pazarında gelecek beş yıllık dönemde öncelikli olacak konular arasında vergiden sonra %15’lik oranla hurda araç programı ve benzer satış destekleri geliyor. Bir önceki yılın sonuçlarında da ikinci sırada yer alan bu konunun yerini koruduğunu belirten Ergün Kış değerlendirmesinde, “Yukarıda sıraladığımız bu vergilerden özellikle kısa dönemde vazgeçilmesi mümkün görünmüyor. Görünen o ki otomotiv sektörü en azından orta vadede bu vergilerle yaşamak zorunda kalacak. Bu durumda pazarı genişletmek için milli gelir artışı, hurda araç programı, benzer satış teşvikleri ve çevre dostu araçların sektörde payının artırılması konularını önümüzdeki günlerde daha fazla konuşacağız” ifadelerine yer verdi.

Üreticiler Önümüzdeki 5 Yılda Üretimin Artacağından %100 Emin

“KPMG Türkiye 2015 Otomotiv Yöneticileri Araştırması” sonuçları sektör yöneticilerinin, 2013 yılında toplam üretimin 1,1 milyon, kapasitenin 1,6 milyon adet ve 2014 yılında toplam üretimin 1,2 milyon, kapasitenin 1,7 milyon adet olarak gerçekleştiği Türkiye otomotiv sanayisinin önümüzdeki 5 yılda üretiminin artacağından %100 emin olduğunu gösteriyor. Halihazırda açıklanmış olan yatırımların gerçekleşmesi ile üretim artacağına kesin gözle bakılırken aynı zamanda üretim artışının yaratılan kapasitenin kullanılmasına bağlı olduğuna vurgu yapılıyor.

Bu yılın sonuçlarına göre kapasite artışında daha düşük bir seviyeye doğru eğilimin gözlemlendiğini dile getiren Ergün Kış konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “2014 yılında %93’lük bir kapasite artışı beklentisinin 2015 yılında %87 oranına gerilemesinin, gelecek dönemde yeni ve stratejik yatırım beklentilerinin azalmasından kaynaklandığı söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

Otomotiv Sanayisinde Katma Değer Artışını Sağlayacak Ar- Ge’nin Önemi Artıyor

Araştırma sonuçları Ar-Ge ve kritik teknoloji yatırımlarının ana sanayi ve tedarik sanayisi tarafında öne çıkan konular olduğunu gösteriyor. Türkiye’de otomotiv sanayisinde katma değerin artması için Ar-Ge ve ürün geliştirme faaliyetlerine verilen önemin, halihazırda yüksek seviyedeyken 2015 yılında %80’lik yüksek bir oranla daha da önem kazandığı görülüyor. Sektörde yeni teknolojiye yapılacak yatırımın önemine değinen Ergün Kış, “Yeni teknoloji alanı çok geniş olsa da bağlanabilirlik, baş üstü göstergesi (Heads-Up-Display), otonom/şoförsüz araç vb. şu an Türkiye’de olmayan ürün özellikleri ya da katmanlı üretim ve 3 boyutlu baskı gibi güncel teknolojilere yatırım yapmak bir seçenek olabilir. Diğer yandan, çok iddialı bir seçenek olarak, geleceğin teknolojilerinde bir oyuncu haline gelmek de hedeflenebilir” dedi.

Küresel Pazarlar Yeniden Düzenleniyor

Araştırmaya göre ihracat pazarlarının büyütülmesi için öncelikli konuların başında AB dışındaki pazarlarla Serbest Ticari Anlaşmalarının gerçekleşmesi ilk sırada geliyor. Ancak bir önceki seneye göre bu konudan, gelişmekte olan pazar ülkeleri ile ikili anlaşmaların yapılmasına (%27) yönelik ciddi bir kayma var. Bu da gelişmekte olan pazarlara verilen önemin artışına işaret ediyor. Ergün Kış konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında serbest ticaret anlaşmasına ilişkin görüşmeler tüm hızıyla devam ediyor. İki kıta arasında yapılacak serbest ticaret anlaşması taraflar kadar ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. AB- ABD dünya ticaret hasılasının yaklaşık yarısını, dünya ticaretinin de üçte birini oluşturduğu gibi, karşılıklı yatırımların mali boyutu trilyonlarca doları buluyor. AB ve ABD, dünya ticaret düzeninde büyük değişime yol açacağı öngörülen ve yeni bir ticari oluşum yaratacak olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Antlaşması (TTIP) müzakerelerine devam ederken, anlaşmanın dünyanın geri kalanı ve Türkiye açısından olası sonuçları ve ticaret hacmine etkileri büyük önem arz ediyor. Ülkemizin bu anlaşma kapsamı dışında kalması durumunda ABD’ye yapılan ihracat verilerine olumsuz yansıması bekleniyor” dedi.

Türk Şirketlerinin Yatırım Planı

Tedarik sanayisinin işbirliği anlamında ilgi gösterdiği ülkelere gerçekten yatırım planlanıp planlamadığına ilişkin uyumlu bir tablo çıkartan araştırmanın sonuçlarına göre, Türk şirketleri tarafından yatırım yapılması planlanan ülkeler arasında ilk sırada %21’le yer alan Rusya, krizin etkisiyle önceliğini bir ölçüde kaybetmiş görünüyor. Buna karşın Çin ve Doğu Avrupa ülkeleri önemli bir artış göstermiş durumda. Araştırmada ilginç bir sonuç olarak göze çarpan Almanya’nın yatırım yapılması beklenen ülkeler arasında bu yıl ilk defa ve önemli oranla belirtilmesini değerlendiren Ergün Kış, “Bilindiği gibi Almanya teknolojisi gelişmiş, işçilik maliyeti yüksek bir ülke. Türkiye’deki tedarikçilerin de mevcut teknoloji transferi için Alman OEM ve Tier 1 şirketlerine yaklaşma planları olabilir. Türkiye özellikle otomotiv tedarik sanayisinde ciddi üreticilere sahip olan bir ülke. Dünyadaki ekonomik ve jeopolitik konjonktüre baktığımız zaman, genel hatları ile önümüzdeki 10 yıl içerisinde geçmişteki kadar hızlı büyüyemeyecek bir Rusya ve Çin öngörülüyor. Bu ise hem bu ülkelerdeki ekonomilerin küresel platformda daha katı rekabetçi olacaklarına hem de Türkiye gibi ülkeler için yeni fırsatların doğacağına işaret ediyor. Fakat Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin önündeki en büyük engel, markalı ürünlerinin yaygın bir şekilde bulunmaması. Rekabetçiliği ucuz işçilikle idame ettirmek de uzun vadede sürdürülebilir bir durum değil. Bunun bilincinde olan Türkiye, Turquality® adında bir marka koçluk ve teşvik programı geliştirdi. Hem işletmeden tüketiciye hem de işletmeden işletmeye mal ve hizmet üreten ve küresel bir marka olma potansiyeli taşıyan Türk şirketleri Turquality sürecine başvurmayı stratejilerinin önemli bir parçası haline getirmelidir” dedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Tofaş, 225 milyon dolarlık yatırım ve 2 sene süren bir geliştirme ve üretim sürecinden sonra,...
2021 Mitsubishi Eclipse Cross bir stil yenilemesi aldı ve biraz tartışmalı arka tarafı değiştirdi. Aynı zamanda bilgi-eğlence sistemine...
Suzuki’nin Hibrit Atağı Swift’le Başladı! Türkiye’nin En Donanımlı Hibrit Otomobili Swift Hibrit, %20’yi Aşan Yakıt...
Dünya çapında yalnızca 150 tane satılacak Kısa süre önce New York moda şirketi Kith, Ronnie Fieg’in...
2020 Formula 1 sezonunun 12. yarışı Portekiz Grand Prix’sini kazanan Mercedes-AMG Petronas pilotu Lewis Hamilton,...
2020 Formula 1 sezonunun 11. yarışı EifelGrand Prix’sini kazanan Mercedes-AMG Petronas pilotu Lewis Hamilton, Michael...
Premium otomobil üreticisi Lexus; lüks, teknolojik ve sıra dışı tasarıma sahip otomobilleriyle öne çıkarken aynı...
B segmentinin iddialı oyuncularından Hyundai i20, merakla beklenen N versiyonuna kavuşuyor. i20 WRC ralli otomobilinden...